RAHMAN VE RAHİM ALLAH’IN ADIYLA
Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker çizgisinde İmam Hüseyin ve Kerbela Kıyamı:
Bugün Kerbela kıyamını ve Hüseyni davayı bilinçsizce takip edenlerin, neden Hüseyni kıyamı ve davayı sahiplendiklerini teker teker ele alma niyetindeyim. Bu meseleyi kulaktan dolma sözlerle mi, yoksa gerçekten bu kıyamı idrak ederek mi kabul ettiklerini delillerle birlikte aşikâr etmek, her Müslüman’ın nasıl İmam Hüseyin’e (a.s) yas tutması bir görevse, her Şia’nın da neden ve nasıl İmam Hüseyin’e (a.s) yas tutulur konusunu bilmesi bir görevdir diye düşünüyorum.
Ayrıca, her ne kadar İmam Hüseyin’e (a.s) yas tutma ve Aşura kültürünü gelecek nesillere taşıma vazifesi peygamber efendimiz ve masum imamlar tarafından emredilmişse de, üzerimize düşen bu görevi bilinçsizce yapmamızın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.
Bugünler de fikirsel olarak İmam Hüseyin’e yas tutmamızın nedenlerinden birisi şudur ki; yaptığımız işin Hz.Fatıma’ya (a.s) teselli verişi inancımızın oluşudur.
Nitekim hepimizinde bildiği gibi, Hz.Resul (s.a.a),Hz. Fatıma’ya (a.s) İmam Hüseyin’in (a.s) şehit olacağı haberini verdiğinde, Hz.Fatıma (a.s) bir takım sorular sorduktan sonra şöyle buyurur;
“Ey peygamber! Sen, ben ve Ali (a.s) olmadığı zaman bu olay gerçekleşecekse, o zaman oğlum için kim yas tutacaktır?”
Peygamber şöyle cevap verir;”Ümmetimin erkekleri, ehlibeytimin erkeklerine, kadınları ise ehlibeytimin kadınlarına yas tutacaklardır.”
Bu nedenledir ki, bu hadise binaen, bazılarımız Aşura olayını kendimize görev bilmiş ve Hz.Fatıma’ya (a.s) bir nevi teselli olarak kabul etmişizdir.
Her ne kadar inkâr etsek de birçoğumuz için durum bundan ibaret olup ve bu olay ne yazık ki apaçık ortadadır.
Ancak, halkın dikkat etmediği ve bilinçsizce sahiplenişin en acı tarafı şudur ki; Hz.Resul’un hadisinde işaret ettiği ümmetin biz olup olmadığıdır.
“Ümmetimin erkekleri ve ümmetimin kadınları”
Eğer her Müslüman, yani İslam dinini kabullenen kişi peygamberin ümmeti ise, bu demek oluyor ki,
Muaviye ve diğerleri de peygamberin ümmetidir. Nitekim tarih kitapları, Muaviyenin kelime-i şahadet getirişini ve namazda önderlik ettiğini yazmıştır. Hatta Cuma namazı konusunda Hz. Ali (a.s) ile mevzuları da meşhurdur. Eğer yok bunu mantıken kabul etmiyor isek;
Gelelim ümmet meselesine, kimdir Peygamberin ümmeti?
İslam tarihi ve İslam kitaplarında ümmetin özellikleri geniş bir şekilde ele alınmış ise de burada fazlaca yer kaplayacağından dolayı bir takım özelliklerini kısaca ele almaktan yanayım.
Kuran şöyle buyurur:
Muhammed, Allah'ın peygamberidir. Onun beraberindekiler ise, kâfirlere Karşı çok çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler. Onları cemaatle rükû ve secde ederek, Allah'ın lütfünü ve hoşnutluğunu dilerken görürsün. Nişanları yüzlerindedir secde eserinden. Bu onların Tevrat'taki misalleri, İncil'deki misalleri ise, kendileriyle kâfirleri Öfkelendirmesi için, filizini çıkarmış, onu güçlendirmiş sonra kalınlaşıp sapı üzerine dimdik doğrulmuş, çiftçilerin hoşuna giden bir ekin gibidir. Onlardan iman edip de iyi işler yapanlara Allah hem bir bağışlama vaad buyurdu, hem de büyük bir mükâfat.
Fetih Suresi-29. Ayet
Ve bu ümmetin en önemli özelliği ise, İyiliği emredip, kötülükten sakındırmaktır.
Rivayet edilir ki, İslam ümmetine helak’in ve azabın ulaşmayacağını ve bunun nedeninin ise Müslüman ümmetinin iyiliği emredip kötülükten sakındırması durumudur.
Sizden, hayra çağıran, ma’rûfu (iyiliği) emreden, münkeri (kötülüğü) önleyen bir ‘ümmet’ (topluluk-cemaat) olsun…” (Al-i imran- 104)
Ma’rûfu (iyiliği) emreden, münkeri (kötülüğü) önlemeye çalışan İslâm ümmeti, insanlık içerisinden çıkartılmış en hayırlı ümmettir (al-i imran -110)
Ve o ümmettir ki, bunun yanında, yetimlerin hakkını gözetir, sıla-i rahim yapar.Sıkıntılar baş gösterdimi sabrederler.
İşte peygamberin ümmeti budur. Neden hala anlamaya çalışmıyoruz.
SON SÖZ.
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak nasıl bir görevdir ki, İmam Hüseyin (a.s) bu durum üzerine ailesi ile birlikte kerbela’da bu durum üzerine şehit olmuştur.
İmam Hüseyin’i (a.s) anlamak bir o kadar zor ve bir o kadar önemli konudur ki, ne yazık ki bizler bu konuyu bir takım aslı olmayan işlerle bağdaştırmış bulunmaktayız.
Kerbela’da iken şöyle buyurur;” Ben ceddim Resul’ün (s.a.a) dini için kıyam ettim, makam ve mevki için değil.”
Yani tefsiri şudur ki,
Ey inananlar! Resul dininin iki önemli şartını yerine getirmek için kıyam ettim ben, bunlardan ilki iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, ikincisi ise Allah yolunda cihaddır.
İşte kerbela olayı ve kıyamının derin sebepleri bunlardır. Hala düşünüp idrak edemiyormuyuz?
Bugün aşura olayı ve Hüseyni kıyamda o kadar tahrif ve uydurmalar çıkmış ki, İmam Hüseyin’i (a.s) tanıdığını iddia eden kişi, nedense İmam Hüseyin’in davranışını uygulamıyor,
İnsanlara iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir toplum ve bir ümmet olan bizler, ne yazık ki, İmam Hüseyin’i sadece ağlayarak ve ağlattırarak hatırlatan aydın veya âlimlerimize karşı, kendi görevimizi ihmal edip, yanlışları ve bidatleri görmemezlikten gelip, Hüseyni mesajı gelecek nesillere bir hikâyeden ve acı bir olaydan başka bir şekilde aktarmaktan geri durmuyoruz.
Artık bu kadar uyku ve ihmalkârsızlık yeter diye düşünüyorum. Hüseyni mesaj bizlerin kurtuluşudur, eğer ona gerektiği gibi sahip çıkmazsak ve gerektiği şekilde gelecek nesillere aktarmazsak, inanın ki, yaptığımız işin ne Hz. Resul nazarında ne de masum imamlar nazarında bir değeri olur.
Gelin hep birlikte gerçek Hüseyni mesajı gerektiği şekilde değiştirmeden ve abartmadan gelecek nesillere ulaştıralım.
Eğer bu böyle olmazsa, peygamberimizin buyurduğu gibi;
“iyiliği emredip kötülükten sakındırmanız gerekir, aksi takdirde kötüleriniz başınıza musallat olurda iyileriniz çağırsa da cevap verilmez.
Son söz ise yüce Rabbimize aittir.
“Biz ona yol gösterdik, ister şükredici olur, ister nankör
Allah’ın selamı zamanın Ebu-zer ve Zeyneplerine olsun…
BİR TELAŞ Kİ SARMIŞTI KAL-U BELAYI
BİR NUR Kİ KAPLAMIŞTI DÜNYAYI
CEBRAİL GÖZAYDINLIĞI VERİRKEN RESULE
ÂLEMLER BİR KEZ DAHA TESBİH ETTİ ALLAH’I
KONUŞAN KURAN SUNULURKEN RESULE
KABUL ETMEYEN HER VARLIK ONDAN BİR PARÇA ALMAYA BAKTI
GECEYE SIRDAŞ, TOPRAĞA BABA GELİRKEN
KÂBE MUHTEŞEM ŞÖLENE HAZIRLANDI
ALLAH TÜM NİMETİNİ TAMAMLARKEN ÂDEMOĞLUNA
SESLENDİ, NUH’TAN İSA’YA GELİNCEYE KADAR
BUYURDU; HABİBULLAHIN DUASINA İCABET ETTİM
VE ONUN SOYUNDAN VELİYYULLAH SEÇTİM
EY RESUL GÖZÜN AYDIN OLSUN
SANA KARDEŞ, MUSAYA HIZIR GELMEKTE
ZEKERİYYA’YA ZULKAREYN VERİLİRKEN
YUSUF KÖR KUYU İÇİNDE SIRDAŞINI BEKLEMEKTE
SELAM OLSUN BU NURA Kİ, İBRAHİM’İN DUASI KABUL EDİLDİ
NASILBİR NİMET Kİ, YESRİB VE HİCAZ’DAYETİMLER BİLE SEVİNDİ
MEKKE MAHŞERE TANIKLIK EDERKEN
KÂBE İLK DEFA ÂLEMLER TARAFINDAN TAVAF EDİLDİ
EY RABBİM! ŞÜKRÜMÜZ SONSUZ OLSUN SANA
İNSANI, KAMİL SIFATIYLA TANIŞTIRDIN
BİR NEFİS Kİ, YOLUNU ŞAŞIRDIĞINDA
YÜREKLERİ ONUN İSMİ İLE YATIŞTIRDIN
SENİN YOLUNA VELAYET DENİLDİKTEN BU YANA
BU NASIL BİR SEVGİ Kİ,
BİZLERİ ONUNLA CEHENNEM ATEŞİNDEN UZAKLAŞTIRDIN
.
İMAM HUMEYNİ ANISINA…
SEN RUHULLAH’IN VEDASINA TANIK OLDUN MU HİÇ?
HANİ ŞU AHMED’İN BABASI, TARİHİ DEĞİŞTİREN ADAM
HUMEYNİNİN…
NASIL DA ÇARESİZDİ HASTANE DE
BİR O KADAR DA SEVİNÇLİ, RABBİNE DÖNÜYOR DİYE
BUGÜN RESÜLÜN EVİNDE MATEM VAR
HUMEYNİ’NİN OĞLU AHMED AYAKLARI UCUNDA
TIPKI
MİLLET FİGAN İÇİNDE
ÇEKİLİN AHMED DE GÖRSÜN BABASINI DİYOR BİRİSİ
FATIMA’NIN AĞLAMASINA İZİN VERMEMİŞLERDİ OYSA
AĞLA AHMED
ÇARESİZLİĞİNEMİ YOKSA GARİPLİĞİNEMİ AĞLAYACAKSIN.
FATIMA’NIN KAPISINA DÜŞERMİŞ GİBİ
AHMED’İN YÜREĞİNE DE DÜŞMÜŞTÜ ATEŞ
İZİN VER ÂLEM ÖNCE VEDALAŞSIN SONRA DA SEN
EY AHMED AĞLA
BUGÜN FECRİN SON GÜNÜDÜR.
.EY MİKAİL,
SÖYLEDE AĞAÇLARA YAPRAKLARINI DÖKSÜNLER
EBU TURABIN, GÖNLÜ SONBAHAR YAŞAMAKTA
FATIMA BU DÜNYADAN GÖÇTÜ BİLSİNLER
ALİ ŞİMDİ DERDİNİ KUYUYA ANLATMAKTA
BİR AŞK Kİ, ÂLEMLERE DESTANDI
BİR MEHİR Kİ, ZIRH-I LİBASTI
NELER YAŞADI ALİ BU ŞEHİR DE
BİR ŞEHİR Kİ, MAŞUK BURADA TUTSAKTI
EY KALEM
YARDIM ET AŞKI ANLATAYIM ÂLEME
KEVSER GÖÇTÜ
GÖZYAŞLARIMIZ DOLDURMAZ FEDEKİ
CİHAN BAŞSAĞLIĞI DİLERKEN RESULE
RAB SÖZÜNÜ TUTTU
TESLİM ETTİ ŞAH-I ALİ
RESULUN KIYMETLİ EMANETİNİ
EY GÖNLÜ YARALI FATIMA
BİLİRİM, AŞK EHLİNDE SEBEP SORULMAZ,
BAĞIŞLA
NEYDİ SEBEP, DEDİN Kİ ALİ’NE
GUSLEDERKEN ÜSTÜMDEN EBAMI KALDIRMA
ALİ NASIL DAYANSIN BÖYLE BİR DERDE
YÜREĞİ KANARDA YİNE DE SESİ ÇIKMAZ
FATIMA
KAÇ GÜNDÜR ALİ’NİN YÜREĞİ YANMAKTA
SESSİZLİK, ÂLEMİ KAPLAMIŞ SANKİ
EVE VARINCA GÖZLERİ BİRŞEYLER ARAMAKTA
SENSİZLİK, BÜKMEKTE MAŞUĞUN BELİNİ
EY CEBRAİL
SÖYLE FATIMA’YA SON BİR KEZ DAHA SESLENSİN
ALİ’NİN SABIR KAYNAĞI NEDEN SUSMAKTA
ONSUZ, ALİ BU DÜNYADA NEYLESİN
İÇİNDE Kİ FERYATI İKİ CİHAN DUYMAKTA
SES GELMEZ EY MAŞUKLARIN PİR-İ
KEVSER, EHLİ BEYT-İ BEKLEMEYE KOYULDU
BAŞIN SAĞOLSUN
TESLİM ETTİN RESULUNE EN GÜZEL EMANETİNİ
AND OLSUN
SENİNLE BERABER TÜM ÂLEM MATEME BOĞULDU
EY TOPRAK
BEN SENİN BABANIM, NEDEN HAYKIRMAKTASIN
KURAN DEĞİL, KEVSERDİ SANA EMANET VERDİĞİM
NEDEN KABUL ETMEZSİN YARİMİ
YOKSA SENDEMİ ÖLEN ANAN İÇİN AĞLAMAKTASIN
Ey asgari
Sanma ki, bizden öncekileri karşılamadı bin bir meşakkat
Geceleri neslin için ağlamaktasın, oysa bizlerden uzak kaçar hakikat
Ağla ey asgari, havlulara bırakılan masum gelecekler için ağla
Bir zaman gelecek zalimler diyecek, gören gözleri bağla
Sözün sözüm olsun, karanlıklarda saki, gören gözün olsun
Anlaşılmayan bir hakikat varsa, sen rahat olsan bile kalbin acı ile dolsun
Sen de zilletle yaşayanlar karşısında susarsan bu devir de
Maşukunu arayan aşk ehli nasıl da yolunu bulsun.
Halkı tarafından kandırılmış bir yabancıyım
Daha bir ceninim, geleceği karanlık neslimin sancısıyım.
Söyler misin?
Bu yalan dünyada zalim hancı ise ben yolcumu yum?
Saki, bu âlemde rabbin izni ile yokluktan varlığa çıkmış olarak tanınır.
Aşk ihsan edilmiş, kalem ise onu yazmaya utanır
Her şeyin bir safı bulunurken
Bir âlim ki, ilim deryasına karışır
Unutma
Aşk ehline çamur atsan da yakışır.
Ey rabbim, ihsan et, kalplerden hikmet pınarları aksın
Bir pir gönder bizlere, hakikat onunla saçılsın
Saki olmasa aşk ehlinde,maşuk ile adı anılsın.
.« Önceki ::